ENVER ABİ. (Alıntı)

Ben 30 yaşındaydım o zaman, makine mühendisi olan kocam 40 yaşında. Geç evlendik, geç çocuk yaptık. Bebeğim on aylık falandı. Severek evlenmiştik ama zamanla demek sevgi bitiyormuş. Hamilelik dönemi, düşük korkusuyla seks yapmaya mecburi ara verme, doğum süreci, alınan kilolar, sezeryan nedeniyle seks orucuna devam derken eşim değişiverdi. Topaç gibi çocuk verdim ona ama demek ki yaranamamışım.

Eşim beni üç ay evvel aldatmaya başladı, tabi benim bildiğim, kati emin olduğum üç ay, daha öncesi var mı bilmiyorum. Hafta sonları gezmelerimiz, akşamları duygusal mum ışıklı ev, restoran yemeklerimiz artık bitmişti. Her hafta sonu bir bahane uydurur alır başını gider gece geç saatlerde gelir yatar uyurdu. Karı koca hayatımız da bitmişti yani… Aynı evin içersinde, temizliğini yapan bir hizmetçi, yemeğini yapan bir aşçı, çocuğuna bakan bir mürebbiye konumuna indirgemişti beni…

Yine bir pazar sabahıydı. Erkenden kalktı traşını oldu, parfümlerini sürdü çeşit çeşit ve işi olduğunu, gece geç geleceğini ferman buyurarak çekti gitti. Hiç yanıt vermeden sinirle dişlerimi sıktım, içimden küfürler savurarak pencereden lüks otomobilinin gidişini izledim. Tekrar o kadına gidiyordu elbette… Benden esirgediği güler yüzü, tatlı dili, beni mahrum bıraktığı sevişmeleri, orgazmları verecekti o kadına…

Çaresiz katlanmak zorundaydım.
karacabey escort öbür menfaat yolum yoktu. İlk başlarda yaptığımız kavgaları, çekişmeleri, eşimin bana çektiği ültimatomu hatırladım. Ya bu duruma alışacaktım, lüks içinde yaşayacaktım, ya da emekli maaşıyla geçinmeye çalışan ailemin yanına çekip gidecektim bir sığıntı gibi… Elbette ilk seçeneği seçtim ben de… Bugün o yaptığım seçimimi deneyerek, görerek yaşıyordum böyle…

Kocam gidince ufaklıkla ikimiz kalmıştık koca evde… Ben can sıkıntısıyla bilgisayarı açıp bir süre internette tavla, okey dolaştım. Daha sonra her vakit olduğu gibi seks açlığının dürtüsüyle erotik sitelere girmeye, hikayeleri okumaya başladım. Özellikle evli kadınların yaşadığı aldatma hikayelerini okudukça azdım. Bilgisayarın önünde, elim eteğimin altında, külodumun içinde, gözlerim kapalı parmaklarım klitorisimi sıkıp okşarken okuduğum hikayeler bana ilham verdi biraz ve aklıma her vakit olduğu gibi komşumuz Enver abi geldi.

Enver abi dediğim benden yedi sekiz görükle escort yaş falan büyük, kocamdan küçük, iri kıyım, sağlıklı bir erkek… Eşi Sema abla da aksine hasta, devamlı kızına ve annesine gider, haftalarca aylarca kalırdı. Arada bir gelir, birkaç gün kalır, fazla durmaz tekrar gider, Enver abiyi tekrar yalnız bırakırdı. Bir ara tekrar Sema ablanın olmadığı günlerden birinde Enver abi beni çağırıp

“Gül, şu çamaşır makinesini yeni aldık, bir şey anlamıyorum. Sizinkiyle aynı marka, rica etsem bana gösterebilir misin?” diyerek yardım istedi.

Sema ablayı fazla severdim, rahatsızlığı ortaya çıkmadan fazla evvel de yeni evliyken bana gösterdiği yakınlık, yaptığı manevi yardımlar ve destek nedeniyle de hususi alaka gösterirdim. Evlerine gider gelir, sohbet eder, dertlerimi ona dökerdim. Şimdi de hastalığı nedeniyle üzülüyor, durumu hakkında Enver abiden bilgi alıyor, selam gönderiyordum sürekli…

“Ne demek abi, başım üstüne… Hatta aş konusunda da bursa eskort muavin olurum. Sen sakın kendini üzme, Sema ablaya lazımsın sen…” diyerek yanıt vermiştim.

Karısının olmadığı dönemlerde adamcağıza muavin olmaya çalışıyor, bir süredir çamaşır, bulaşık makinesiydi, aş hazırlamaydı derken, evlerine gidip geliyordum. Bir süre sonra farkına vardım ki, bu gidip gelmelerde bana biraz kur yapıyor, ama komşu olmamız hasebiyle fazla ileri gidemiyordu. Hala öğrenememişti çamaşır makinesini nedense, devamlı gelmemi istiyor, çağırıyordu… Ben ona düğmeleri, programlamayı gösterirken babacan tavırlarla elini belime atıyor, yanıma eğiliyor bana iyice sokuluyordu öğrenme bahanesiyle…

Mutfakta aş yaparken mutfak tezgahı ile masa arası dar olduğu için gelip geçerken belimden tutuyor ve sürtünüyor, hani gayri ihtiyari hareketlermiş gibi davranıyordu. Ben de anlayışla karşılayıp ses çıkarmayınca sürtünmelerini artırıyordu.

Evet, ses çıkarmıyordum, çünkü Sema ablanın kocasıydı o… Bu çeşit şeyleri hoş görmem, aldırış etmemem gerektiğini düşünüyordum. Ben evliydim, onun da hasta da olsa bir karısı vardı. İçim gıcıklansa da, tepki vermemeye, en azından, dokunuşlarının beni nasıl etkilendiğini, sevişmeye aç bedenimi nasıl azdırdığını ona göstermemeye çalışıyordum. Enver abinin evine her gidişim, dönüşümde banyoda, yatakta kendimi tatmin ederek, kalçalarıma sürtünen sertliğini, etime dokunan ellerinin sıcaklığını düş ederek son buluyordu.

image
İşte şimdi evde bunları düşünürken ani heyecanlandım. Madem kocam beni aldatıyordu, bana elini bile sürmüyordu, ben oturup da onun beni aldatışının yasını mı tutacağım dedim kendi kendime… Enver abi bana sarkarken, oramı buramı ellerken ne diye kendimi namuslu ev kadını gibi kasacaktım? Hazır elimin altında benim gibi sekse aç, mahrum kalmış bir erkek varken…

Hemen bilgisayarı kapatıp banyoya gittim. Bütün istenmeyen tüylerimi temizledim. Duş jelleriyle yıkanıp kokulandım. Hava fazla sıcaktı. İç çamaşırı giymeden, çıplak bedenimin üzerine göğüslerimin üzerinden lastikli, askısız, bacaklarımın tamamını meydanda bırakan kısa, tek parça elbisemi giydim. Kocamı sevişmeye ikna etmek için beyhude nakit verip aldığım cezbedici parfümlerimi de süründüm.

Daracık, kısacık tek parça elbisem, vücudumun bütün yuvarlaklarını meydana çıkarmış, seksi bir hale getirmişti beni… Bu durumuma sabredebilecek bir erkek düşünemiyordum salak kocam hariç…

Kesin kararını vermiş bir durumda, benim ufaklığı kendi kendine oyalandığı oyun havuzundan alıp çıktım ve karşı dairenin kapısına dayandım. Heyecanım en üst düzeydeydi. Zilin düğmesine basmadan evvel bir an durup soluk almaya çalıştım. Zili çaldım, biraz sonra Enver abi hava sıcak olduğundan üzerinde yalnız bir baksırla kapıya çıktı, şaşkın gözlerle bana baktı,

“Gel Gül, gel içeri… Özür dilerim, bakmadan böylece çıktım karşına, üzerime bir şey alayım ben…” dedi.

“Önemli değil, hava sıcak zaten, telaşa gerek yok Enver abi…” diyerek içeri girdim. Salona geçip oturdum, o da ben mühim değil diyerek mani olduğumdan baksırıyla gelip yanıma oturdu.

“Çoktandır uğramıyordum, gelip bir bakayım dedim. Çamaşır, aş işleri ne alemde, ne yaptın diye merak ettim” diye sohbeti başlattım.

“Sağolasın Gül. Çamaşır makinesini artık çalıştırabiliyorum. Aş olayını da kimi ben yapıyorum, kimi dışarıdan sipariş veriyorum, yönetim ediyorum işte… Mecburen…” dedi.

“Aaa… Enver abi, aşk olsun… Sema abla seni bana emanet etti. Dışarıdan aş olur mu? Neden bana söylemiyorsun, arada gelip yaparım demiştim sana…” diyerek itiraz ettim.

Konuşma bu şekilde devam ederken, benim seksi kıyafetim ve yalnız oluşumuzun da etkisi ile enver abinin aleti kalkmıştı, oturduğum yerden görebiliyordum. Gizlemekte güçlük çekiyordu. Daha evvel Sema abladan aletinin aka olduğunu duymuştum, laf arasında, üstü kapalı şikayet ederdi hep… Canının yandığını, üstelik azgın herifin her gün her gün seks istediğini anlatır dururdu zavallı…

Birden heyecanım katlandı kanepede yan yana oturuyorduk, aramızda yarım metre bile yoktu. Ara dizi konuşurken Enver abinin yüzüne baktığımda, gözlerini bacaklarımdan yüzüme çeviriyordu. Benim seksi görüntüme içinin eridiği her halinden belliydi. Artık ben de hem ona, hem kendime fazla eziyet etmemek için harekete geçmeye karar verdim. Daha önceden aramızdaki ilişkiyi başlatmak için kurduğum planı uygulamaya koydum.

“Enver abi, ben çocuğu bir emzireyim uyutayım, senin eksiklerini gideririz şimdi…” dedim. Eksiklerini gidermek deyince yüzüme bakan adamın yüz ifadesini görünce içimden gülmek geldi, düzelttim, “Yemeklerini, çamaşırlarını, ütülenecekleri ayarlarım yani…” dedim.

“Ya, zahmet olacak Gül, çocuk da var zaten…” diye söze başlamıştı ki gözleri açılıverdi, yutkunup sustu… O konuşurken ben gayet doğal, sanki her gün bunu yapıyormuşum gibi bir tavırla, göğsümün üzerindeki tek parça elbisemin lastiğini aşağı sıyırıverdim. Sol mememi çıkarıp ucunu çocuğun ağzına dayayıverdim. Benim her vakit aç oğlum da zevkle, cork cork mememi emmeye başladı.

Enver abi çocuğu emzireyim dediğimde öbür odaya geçip emzireceğimi sandığından ani şok olmuştu. Fakat kurt adam derhal şaşkınlığını üzerinden attı. İçinde bulunduğumuz durumdan ve benim rahatlığımdan cesaret alarak iyice yanıma sokuldu ve kolunu arkamdan omzuma koyup

“Oh oh, maşallah, çocuğu da büyüttün Gül…” diyerek eğildi, koca pençesiyle oğlanın başını okşamaya başladı.

Çocuğu sevme bahanesi ile eğilip öperken (enver abi pis sakal gezer devamlı) sakalları memelerime değiyor, beni fazlası ile heyecanlandırıyordu. Benden tepki gelmeyince çocuğu öpme dozunu iyice artırdı. Artık sakallarını memelerime kasıtlı sürtüyordu. Bu arada bana iyice sokulmuştu. Omzumdaki eli omzumu resmen okşuyordu ve sağ elinin işaret parmağıyla sol yanağımı okşamaya başladı. Heyecandan kısılmış sesiyle bana

“Çok güzelsin Gül’üm…” dedi. Ben de mahcup bir tavır takınarak, cilveli cilveli,

“Ayy, teşekkür ederim iltifatına Enver abi…” dedim. Gelmeden sürmüş olduğum parfümün kokusunu içine, ciğerlerine kadar çekerek,

“Yoo, iltifat falan değil, gerçekten güzelsin. Seksisin. Bir içim su gibisin.” dedi inleyerek… Yanağımı okşayan eliyle başımı kendi yüzüne doğru döndürmeye çalışırken öbür yanağımı öptü ve ben biraz naz yapmak için,

“Ne yapıyorsun Enver abi?” dedim mahcup utangaç… Sabrı tükenmiş gibiydi adamın, her an üzerime saldırıp ümüğüme çökecek gibi bakıyordu bana… İçim gıcıklandı bir anda…

“Ne mi yapıyorum? Baksana halimize… Üstüme bir şey giydirmedin, gerek yok dedin. O güzel göğüslerin meydanda, ucunu gösterip duruyorsun. Evde ikimiz yalnızız. Ne yapmalıyım sence?”

“Hava sıcak, giyinmene gerek yok dedim abi. Çocuğun da karnı acıktı, emziriyorum. Ne var ki halimizde?” dedim dudaklarımı büzerek… Daha da kudurdu sanki…

“Beni delirtme kadın, ikimiz de olacakları istiyoruz, inkar etme sakın…” Ben işi iyice saflığa vurup kalmayan sabrının son kırıntılarını ekarte ettim,

“Ne gibi olacakları Enver abi? Ne demek istiyorsun sen? Ne yapıyorsun? Sema ablam…” diyecek oldum. Çenemden katı bir şekilde tutup başımı kendine çevirdi, dudaklarıma doğru eğilirken,

“Bırak, Sema ablanı siktirtme bana…” diyerek dudaklarıma yapıştı.

Ben derhal teslim oldum havası vermemek için itiraz etmeye, başımı art çeker gibi yapmaya çalıştım ama ne mümkün… Saçlarımı sıkıca kavrayıp başımı arkaya yatırmış, vahşice dudaklarımı somuruyor, adeta yiyordu. Dakikalarca öptü beni, somurdu dudaklarımı… Ben de dayanamadım artık… Hele kaba kaba, adıyla sanıyla “ablanı siktirtme” demesi bitirmişti beni… Amımdan beğeni suları boşalıyordu. Kasıklarım yanıyordu adeta… Karşı koyma rolünü bırakıp, üst dudağını emmeye, dilimle yalamaya başladım.

Ben karşılık vermeye başlayınca rahatladı. Biraz öptükten sonra dudaklarımı bıraktı. Soluk nefeseydi. Benim de ondan farkım yoktu. Beğeni sularımın içimden aktığını, süzüldüğünü hissedebiliyordum. Tekrar de utanmış gibi yapıp başımı öne eğdim. O ise beni okşamaya, sevmeye devam ediyor,

“Oh, fazla tatlısın Gül… Çok güzelsin. Bitiyorum sana bebeğim…” diye diye her yerimi mıncıklıyordu. Aramıza dökülen uzun saçlarımı kaldırdı, yanağımı boynumu öptü. Öpe öpe dudaklarıma geldi. Çenemden tutarak tekrar kendine çevirdi. Ben artık karşı koymuyor, aksine karşılık veriyordum öpmelerine… Tekrar dudaklarımı emdi, öptü. Dudaklarımız ayrılınca,

“Bir dakika Enver abi, çocuğu içeriye bırakayım, öyle devam edelim” diyebildim. Karnı doyduğu için ufaklık derhal uyumuştu kucağımda… Sabırsızca koltuktan kalktım, öbür odaya götürüp iki tekli koltuğu birleştirip beşik gibi yaptım, hiç bir şeyden habersiz, melek gibi uyuyan masumu yatırdım. Meleğimin annesi kızışmış, bir orospu gibi azmıştı ve biraz sonra sikilmeye hazırlanıyordu. Üstüme başıma, saçlarıma çeki tertip verdim ve hayatımın dönüm noktası olacak olan, birazdan başıma geleceklere, yaşayacaklarıma doğru yürümeye başladım. Yürüdükçe bacak aramdaki ıslaklığı hissediyordum.

Enver abi tahmini 185-190 boylarında 110-120 kilo ağırlığında dev cüsseli biri… Göbekli değil ama enine boyuna yapılı, Kırkpınar pehlivanı gibi biri… Yani aramızda orantısız bir zor var. Beni ona çeken de buydu aslında… Beni tahrik eden, altında ezilerek sikildiğim erotik, yaş rüyalar gördüren…

Enver abinin beni beklediği odanın kapısında durup baktım. Sabırsızlıkla, parlayan gözlerle bekliyordu beni… Bir eli baksırının önünde, kalkmış sikinin üzerine kapaklanmıştı. öbür elini bana uzatıp bekledi. İlerleyip yanına geldiğimde kırılgan bir bibloymuşum gibi nazikçe elimden tutup çekti, kucağına oturttu. Beni ürkütmeden yatağa hazırlamak istiyordu, bunu anlayabiliyordum. Belki on onbeş dakika kocaman, kürek gibi elleriyle her yerimi sakin sakin okşadı, sevdi öptü. Onun kucağında bir çocuk gibiydim. Okşamaları delirtiyordu beni…

“Az evvel çocuğu emzirirken fazla özendim.” dedi. Zevkle inleyerek,

“İstersen seni de emzireyim koca bebek…” dedim. Derhal kucağından indirip yanına oturttu beni, kendisi de kanepeye uzandı. Başını kucağıma aldım. Başı zaten bir bebek kadardı ve beni emmeye başladı. Ohhhh… O kadar uzun vakit olmuştu ki bu zevki tatmayalı… Bir erkeğin beni okşaması… Öpmesi… Göğsümü emmesi… O beni emerken ben bütün açlığımla kısa sürede orgazm oldum. Daha içime bile girmemişti koca adam… Çok zevkliydi.

İki mememi de emip sütlerimi bitirdi ve beni kucağına alıp döşek odasına doğru yürümeye başladı boynuna sarılıp öperken, kulağının içine içine üflüyor, kedi gibi mırıldanıyordum,

“Yatakta bana katı davran dev adam… Hatta küfür et… Beğeni alayım. Kocamın yapmadığı şeyler yap bana… Beğeni ver bana…”

“Tamam amına kodumun karısı… Seni öyle bir sikecem ki ilk kere sikildiğini sanacaksın…” diyordu. Gardrobun önüne geldiğimizde aynadan altımdaki azmanı gördüm, nerdeyse baksırı yırtacaktı. Sanki benim küçücük amıma saldırmak için sabırsızlanıyordu. Beni sertçe yatağa fırlattı attı. Üzerimdeki tek parça mini elbiseyi yırtarcasına çıkarttı kenara attı ve benim elbisemin içinde yılan gibi, çamaşırsız, külotsuz olduğumu görünce,

“Vay amına kodumun orospusu vay… Hem hazırlıklı gelmişsin, hem de ben öperken naz yapıyordun içerde…” dedi. Elimle iri göğüslerimi, karnımı, bacaklarımın içlerini okşarken yatakta çırılçıplak, şehvetle kıvrandım,

“Evet canım… Hazırlıklı geldim. Seni isteyerek geldim. Naz yaptım sana…” dedim gülümseyerek… Dişlerinin arasından tıslayarak,

“Şimdi gösteririm ben sana nazı orospum…” derken baksırını çıkarttı. Aman tanrım… Gözlerim fal taşı gibi açıldı bir anda… O ne öyle? Azmanın aka olduğunu Sema abla söylemişti ama bu kadar kalın olabileceğini de düşünmemiştim. Kola kutusu gibiydi kutsal hayvan… fazla abartılı uzun değil ama fazla kalındı…

image
Kocam beni becermiyor diye porno filmlere dalmıştım, fazla porno filmler seyretmiştim ama, orda bile bu kadar kalınını görmemiştim. Ne yapacaktım ben şimdi? Bırakıp altından da kaçamazdım. Buraya kadar getirmiştik olayı beraberce… Artık beni sikmeden bırakmazdı, mecburen alacaktım içime o azmanı… Bana yatakta katı davran dediğime pişman oldum ama sakinleştirmem lazımdı adamı…

Üzerime küfrederek geldi. Beni hayvanlar gibi homurdanarak, hoyrat bir şekilde, evire çevire seviyor, azmanı içime salmak için hazırlıyordu. Bir ara dudaklarımı onun etli erkek dudaklarından zorlukla kurtarıp, soluk nefese,

“Enver abi, senin azmanın bu kadar kalın olduğunu bilmiyordum. Biraz yavaş sok nolur, lütfen…” diyebildim.

“Tamam ufak fahişem, tamam… Amcığın küçükmüş zaten… Yavaş yavaş sokucam yarağımı, merak etme sen, korkma…” dedi.

Bacaklarımı kaldırıp dizlerimi kırdı ve göğüslerime dayadı. Ufak amım kabak gibi önündeydi. Bir süre hayranlıkla seyretti. Elini uzatıp kalın, dolma gibi parmaklarıyla minik, üstündeki yürek şeklinde kestiğim kıllarımın süslediği, pembecik dudakları beğeni sularıyla ıslanmış çizgi şeklindeki amımı okşadı. Islaklığıma parmaklarını daldırıp suyumu aldı, ağzına götürdü yaladı, burnuna götürüp kokusunu içine çekti.

“Ohh yavrumm… Gerçekten fazla küçükmüş amcığın… Tam tahmin ettiğim gibi… Ama fazla tatlı, nefis de kokuyor. O salak kocan sikmiyor seni değil mi? Bu güzel amcığın hakkını vermiyor değil mi o art zekalı pezevenk…” diyerek bacaklarımı ikiye ayırdı. Sulanmış amımın sularını emdi, içti ve ben iri yaş dilinin verdiği zevkle minik feryatlarla, inlemelerle, solucan gibi kıvranırken,

“Artık dayanacak gücüm kalmadı amına kodumun karısı… Bitirdin beni…” diyerek doğruldu. Bacaklarının arasındaki kola kutusunu belinden tutup, iri kafasının ucunu minik amımın dudakları arasına koydu ve bana

“Sakin ol… Kendini serbest bırak… Kendini sıkmazsan zorlanmazsın bebeğim…” dedi ve azmanın içime doğru yolculuğu başladı. Iri baş girdikçe biçare minik amım onu alabilmek için açıldıkça açılmaya çalışıyor, devasa misafirini içeri almaya çalışıyordu. Bir ara fazla gerildi amım ve

“Enver abi nolur biraz duralım…” dedim. O da durdu. Biraz bekledikten sonra hafifçe itmeye başladı. Çok acıyordu ama biraz dişimi sıkıp az daha girmesini bekledim tekrar fazla gerilip acıyınca Enver abiyi tekrar durdurdum. Tekrar amımın o kalınlığa alışmasını bekledik. Bu şekilde, azar azar, dura dinlene yarım saate yakın bir vakit sonra artık amım gerilmenin en son noktasına gelmişti ve o koca baş minik amımın dudaklarından sıyrılıp içime girmişti.

Amımın dudakları biraz kapandığı için bir rahatlık olmuştu ama amım hala daha gergindi. Şimdi azmanın gövdesini sıkı sıkı sarmış, milim milim içine alıyordu. İzlediğim belgesellerdeki boa yılanının kendi vücudundan kalın avını saatlerce milim milim içeri alarak yutması aklıma geldi. Şimdi de vajinam kendinden fazla aka bir azmanı fizik kurallarını alt üst edercesine içine alıyordu aynı şekilde… İçimden gülmek geldi ama gülemedim. Aka bir ciddiyetle içime o kalınlığı almaya çalışıyordum dudaklarımı ısıra ısıra…

image
Enver abi hafif hafif içime kayan azmanını hiç durdurmuyor, bir an evvel yerini alması için aletini kaktırıyordu içime… Sonunda adamın kısa kesilmiş kasık kılları amımın dudaklarına diken gibi batınca azmanın yolculuğunun bittiğini, içime iyice yerleştiğini anladım. Enver abiyle sarılıp öpüştük. Zafer kazanmış bir komutan edasıyla adeta kutluyorduk bu olayı…

Enver abi amımın azmana alışması için bir on dakika hiç kımıldamadan öptü beni, sevdi, okşadı. Yüz kiloluk erkeğin ağırlığının altında ezilirken bana durmadan,

“Amına kodumun karısı… Çok tatlısın… Amcığın daracık… Bitirdi beni amcığın…” diyordu.

Yavaş yavaş kıpırdanmaya başladı. Fakat ben ne kadar darsam, adamın siki de o kadar kalın ve genişti. Etlerimiz adeta yapışmış gibi birbirlerine, devinim etmeleri olası değil gibi geliyordu bana… Her hareketinde omuzlarını tırnaklayarak, başımı sağa sola atarak zevkle inliyordum.

O zevkin arasında bir yandan da düşünüyordum. Adama içime boşalma desem çıkarması adi bir mesele, içime boşalsa korunmuyorum. Ne yapacağımı şaşırdım ama ne olursa olsun deyip ses çıkarmadım. Zaten benim bir şey söylememe kalmadan, o da az sonra hayvanlar gibi böğürerek içime boşaldı.

Boşalırken hırıltılar çıkarıyordu küfrediyordu, belki bir çay bardağını dolduracak şekilde boşaldı içime… Vajinam koca aleti fazla sıkı sardığı için ne onun menileri çıkıyordu dışarıya, ne de benim sularım… Enver abi iyice boşalıp rahatladı. Tabi ben de bu arada kaç kez orgazm olduğumu sayamadım bile… Enver abi rahatlayınca

“Gülüm, sana küfrettiğim için kızmıyorsun değil mi?” dedi. Hala üstümdeydi, hala siki içimdeydi kapkalın… Ağırlığını vermemeye çalışıyordu ama tekrar de göğüslerim eziliyordu kaslı göğsünde… Şikayetçi değildim tekrar de… Hasret kalmıştım buna çünkü… Gülerek kaslı kolunu okşadım,

“Olur mu Enver abi?” dedim. “Zaten küfretmeni ben istedim, tahrik oluyorum çünkü… Senin azmanı görünce katı davranmanı istediğime pişman olmuştum. Ama sağ olasın, tekrar de isteklerimi kırmayıp bana iyi sabrettin” dedim.

Yine bana fazla nazik davranıp öpmeye başladı. Tekrar boynumu dudaklarımı yanaklarımı yedi bitirdi. Siki içimdeyken aramızdaki fizik farkından ötürü memelerimi ememiyordu. Biraz sonra içimden çıkmadan beni üstüne aldı. Kendi yatağa uzandı ve beni üstünde hoplatmaya başladı. Ben de olaya katılmış, yavaş hareketlerle çıkıp iniyordum azmanın üstünde…

Baktım, vajinamın duvarları azmana iyice alışmış, yavaşça dizlerimin üstünde yükselip sikinin başına kadar getirdim amımın dudaklarını… Yeniden oturdum köküne kadar… Müthiş bir beğeni alıyordum. Orgazm fırtınaları kopuyordu içimde, devamlı bir boşalma halindeydim. Fırtına gibi orgazmlarım birbirini takip ediyordu. Biri bitip öteki başlıyordu az sonra…

İçimdeki kalın şey hala içimde kazık gibi duruyor, boşalmasına karşın sertliğini kaybetmiyordu. Anlaşılan Enver abi çoktandır kadınsız olduğu için fazla dolmuştu diye düşündüm. Bu arada ben üstünde ritmik hareketlerle çıkıp indikçe Enver abi de benim memelerimi yoğuruyor, her yanımı okşuyor seviyordu.

Yine kasıldı ve hırıltılar çıkarmaya, hayvani bir şekilde böğürmeye başladı ve içime bir kez daha boşaldı. Bu sefer ki boşalması deminki gibi uzun sürmedi ve beş dakika kadar daha beni sevdi okşadı. Sonunda aleti içimde küçülmeye başladı. İçimden çıkınca kendimii doğum yapmıştım içim tamamen boşaldı sandım.

Azmanın inik hali bile sanki her an beni sikecekmiş gibi duruyordu. Enver abinin dediği gibi sanki ilk kere sikildim sanki daha evvel hiç yarak yememiş gibiydim. Bir müddet dağınık yatakta yan yana yattık. Çocuk daha uyanmamıştı. Enver abi yatakta oturup sırtını döşek başlığına yasladı ve bir sigara yaktı. Ben de azmanla oynuyordum yattığım yerde… Sikini ağzıma alıp emmek istedim ama ancak kafasının ucunu alabiliyordum ağzıma… Ben de ucunu emdim, gövdesini yaladım.

image
Amım hala açıktı az önceki sikiş nedeniyle, kapanmamıştı. İçinden adamın dölleri süzülüyordu. Aldırmadım. Enver abi saçlarımı, sırtımı, götümü okşuyor, ben de azmanla oynuyordum. O da keyifle sigarasını içiyordu.

“Enver abi…?” dedim.

“Efendim canım… Söyle… Enver abin kurban olsun sana bebeğim…” dedi. Koca sikin başına yaş bir öpücük kondurdum beğeniyle…

“Sana Enver abi demek hoşuma gidiyor, tahrik oluyorum, biliyor musun?” dedim. Saçımı tutup başımı kucağına, sikine bastırdı.

“Benim de hoşuma gidiyor canım… Minik kuşum… Minik serçem… Minik orospum benim… Azgın fahişem… Hem abi demeye devam etmen daha iyi… Aile arasında Enver falan dersin, ağzından kaçırırsın, seni siktiğimi belli edersin…” dedi gülerek… Aletinin başına bir ısırık atarak,

“Evet… Siktin beni…” dedim gülerek… “Hem de ne sikme… Zevkten öldürdün beni abi… Keşke daha evvel yapsaydık bu işi… Neden daha evvel sikmedin beni sanki…”

Bu arada biraz yumuşayan canavar, okşamalarımın, yalamalarımın etkisiyle sertleşmiş, eski halini almıştı bile… Avuçlarımın arasında kalınlaştığını, kan dolduğunu hissedebiliyordum. Enver abi de sigarasını bitirmişti bu arada… Etajerin üstündeki makyaj kutusuna bastırıp sigarasını söndürdü, belimden tutup oyuncak bebek gibi kaldırdı beni,

“Gel bakalım, Enver abisinin ufak orospusu…” diyerek kucağına, sikinin üstüne oturttu. Amımın dudakları aleni kalmasına karşın koca yarak tekrar de minik amımı acıtarak ve yararak içime giriyordu. Bu kez biraz daha hızlı oldu girmesi… Hedefine daha hızlı ilerliyordu bu kez…

Çok geçmeden boylu boyunca içimdeki yerini aldı Enver abi… İki kere boşaldığından bu kez rahattı, derhal boşalmaya niyeti yok gibi görünüyordu. Benim için de mesele yoktu, çocuk derhal uyanmazdı zaten… Sikinin üstünde oturtup kaldırıyor, adeta oynuyordu benimle…Beni kaldırıyor, azmanın başı amımın dudaklarına kadar geliyordu. Bu arada eğilip memelerimi emiyordu. Azar azar süt geliyordu memelerimden… Onları emip içiyor ve bana da

“Biraz evvel aşağıdan sana verdiklerimi burdan alayım…” diye espri yapıyor, gülüşüyorduk. Tekrar memelerimi emdi, ağzına sütlerimi doldurdu. Belimden tutup beni indirdi, azmanı dibime kadar girip kasıklarımız öpüştüğünde, sütlerimin bulaştığı dudaklarıyla beni öpmeye başladı. Ağzımın içine sokup dilimi okşadığı dilinden kendi sütümün tadını alabiliyordum. Soluk almak için dudaklarımı kurtardığımda, hırsla,

“Ağzın süt kokuyor Enver abi” dedim.

“Evet canım… Senin sütünün kokusu orospum… Sen de iç kendi sütünden, beslesin seni…” dedi, gülüştük.

Gülüşmeler eşliğinde kucağında oturup kalkıyordum beğeni ala ala… Beni okşarken severken eli götüme gitti. Amımın sularıyla ıslanmıştı minik deliğim… Tekrar de elini çekti, parmağını ağzıma sokup yalattı. Sonra da yaş parmağını götüme soktu. Parmağı bile kalındı iri olduğu için, adeta götüme yarak girmişti. Sikinin kalınlığı yetmiyormuş gibi sik kalınlığındaki parmağı da götümün deliğini okşuyor, beğeni veriyordu.

“Gülüm benim… Götünü de sikmek istiyorum…” dedi aka bir hevesle…

“Delirdin galiba Enver abi… Senin canavarı önümden zor aldım. Arkamdan nasıl alıcam?”

“Alıştırırım ben seni bebeğim…”

“Nasıl alıştıracaksın ki? İmkansız, girmez bu arkama…”

“Bir dakika…” diyerek içimden çıktı ve mutfağa gitti. Elinde bir ince, bir de biraz daha kalın iki adet salatalık ve bir bardağın içinde sıvı yağ ile geldi.

“Domal bebeğim…” dedi

Yatağın kenarına doğru domaldım. Enver abi ayakta evvel parmaklarını yağlayıp teker teker hepsini sokup çıkardı götüme… Sonra da ince salatayı yağlayıp götüme sokmaya başladı. Minik deliğim ince salatayı içine aldı. Salatayı bir kaç santim sokup bıraktı ve koca penisini alttan amıma dayadı ve sokmaya başladı. Azman içime girerken göbeğinin alt kısmı ile de salatalığı götüme itiyordu. Sanki iki yarak aynı anda içime giriyordu. Çıldırmıştım zevkten… Böyle bir beğeni olamazdı. çığlık figan orgazm oldum. Koca sikinin ucunda, götümdeki salatalığın ayrıca verdiği korkunç zevkle, dakikalarca titreyerek kasılarak boşaldım.

Boşalmam bitince azmanı çıkardı içimden… Kalın şey içimden çıkınca rahatlamıştım iyice… Artık ince salatalığa bana mısın demiyordu göt deliğim… Salatalığı ileri art yaparak götümü iyice alıştırdı. Sonra da onu çıkarıp bir müddet dolma parmaklarıyla uğraştı göt deliğimde… En sonunda parmaklarını da çıkardı. Kalın salatalığı yağlayıp soktu. Biraz canım yandı ama büzüğümü geren kalın salatalığın girip çıkmasından müthiş beğeni alıyordum. Hele öbür eliyle alttan amımı avuçlaması, parmaklaması bitiriyordu beni… Uzunca bir müddet salatalığı içime soktu çıkardı, soktu çıkardı…

Ben ortama ve yaptığı baştan çıkarıcı hareketlere, salatalığın kalın kalın içime girip çıkmasına iyice alışmış, zevkten inleyip dururken ani bir hareketle salatalığı içimden çıkarıverdi. Benim itirazlarıma fırsat vermeden, saniyeler içinde azmanı minik deliğime dayaması ile itelemesi ve azmanın iri kafasının içime girmesi bir oldu.

image
Minik deliğim yırtıldı sandım bir anda… Beynimin içinde şimşekler çakıyordu sanki… İleri atılıyordum çıkması için, belimden yakalamış, fırsat vermiyordu. Sikinin kafası girince öylece durdu. O arada ben bir çığlık kopardım, bilmiyorum duyan oldu mu komşulardan… O vaziyette duruyordu arkamda… İçeri de girmiyor, sadece

“Geçti bebeğim… Tamam canım… Girdi yavrum… Korkma bir tanem…” diyerek yatıştırıcı bir ses tonuyla devamlı konuşarak beni sakinleştirmeye çalışıyor, sırtımı, saçlarımı okşayıp seviyordu. Canımın acısının geçmesini, deliğimin azmana alışmasını bekliyordu sabırla… Ben sakinleşmiştim sonunda… İnleyerek,

“Evnver abi, ne yaptın, yırttın beni…” dedim. Eğilip saçımı okşadı,

“Bir şey olmadı bebeğim… Geçti… Korkma, yağlı olduğu için çabucak girdi. Biraz deliğin gerildi, kafası geçince rahatladı artık… Yavaş yavaş sokmaya çalışsaydım alamayacaktın içine… İkimizin de zevki yarım kalacaktı. Bak şimdi nasıl beğeni alacaksın. Anlıyorum seni, biraz canın yandı ama, inan bana fazla beğeni alacaksın bebeğim…”

Hakikaten götümün acısı geçtikçe aldığım beğeni çoğalmaya başladı. Ben artık kaçmıyor, aksine kalçalarımı geriye, onun azmanına doğru itiyordum. Hepsi içime girsin istiyordum çaresizce… Enver abi arkamda zevkle kalçalarımı okşuyor, arada tokatlıyor, kalçalarımı kızartıyordu,

“Götünü siktiğimin karısı… Amcığın gibi götün de daracıkmış. Ohhhh… Eldiven gibi sardı sikimi göt deliğin… Ohhh… Bebeğim benim… O sünepe kocan sikmedi seni değil mi? Söyle bana…”

“Mmmm…. Evet Enver abi… Sikmedi kocam… Orospu çocuğu… Ne götümü sikti, ne de amımı sikti adam gibi… Sikilmek buymuş demek ki… Gerçek sikiş buymuş… Bana öğretseydi öbür orospuya bırakmazdım, göndermezdim o salağı… Ohhh… Sik beni Enver abi… Adam gibi, erkek gibi sik beni… Götümden de sik, amımdan da sik… Ohhhhh…”

Az sonra koca yarak tamamen kaybolmuştu içimde, art deliğimde… Beni kaldırıp yatağa oturdu. Kucağında bebek gibiydim siki götüme saplıydı. Gardrobun aynasında bacaklarımı tamamen açıp götümün deliğine saplanan azmanını gösterdi. Dehşetle baktım aynaya… Nasıl alabilmiştim ben bu kol gibi yarağı, aklım almıyordu bir türlü…

Fazla düşünmeme gerek kalmadı. Parmağıyla klitorisimi okşamaya başladığında kendimden geçtim. Tekrar zevkten kıvranıyordum. Götümün deliğinde kalın yarak, bir elinin parmakları amıma girip çıkıyor, öbür eli kah klitorisimi eziyor, kah meme uçlarımı… Çıldırdım.

Bütün acılar geçmiş, bitmiş, müthiş bir beğeni dalgası içinde yüzüyordum adeta… Arada gözlerimi açtığımda aynadaki kadınla göz göze geliyordum. Bir yabancı erkeğin, ayı gibi bir adamın kucağında, kol gibi sikinin üstüne oturmuş, zevkten kıvranan kadınla…

Kaslı kolları sımsıkı sarmıştı bedenimi… Oyuncak bebek gibiydim adamın kucağında… Azgın, kudurgun bir oyuncak bebek… Oturtup kaldırıyordu sikinin üstünde, delirtiyordu beni… Soluk alamıyordum zevkten… Memelerimi parçalayacak gibi okşuyordu pençeleri… Her yerimden, her noktamdan beğeni alıyordum.

Sonunda bitti. Kucağında bilmem kaçıncı kez orgazm oldum. O da ben kasılırken kalan döllerini art deliğime boşalttı püsküre püsküre, bir kez daha sıcaklığıyla yaktı. Yatağa devrildik beraberce… Yarağını içimden çıkarmamıştı. Kaşık gibi titreye titreye yattım kollarının arasında… Arkamda beni okşayıp duruyordu.

Boğa gibi güçlüydü adam… Dur durak bilmiyordu. Yetişemiyordum hızına… Kalktım. Ayakta bacaklarım titriyordu. Düşmemek için zorladım kendimi… Banyoya zorlukla gidebildim. Duşun altına girdiğimde arkamdan gelip sarıldı, destek oldu bana, duşun başlığını tutup yıkanmama yardım etti. Öpe okşaya her yerimi kuruladı çıkışta…

Kadınlığımın, kadın olduğumun farkına varmıştım bu adamın kollarında… Sanki daha evvel hiç yaşamamış gibiydim. Bitirmişti beni… Uyanıp ağlamaya başlayan bebek olmasa bir daha, bir daha atılacaktım kollarına… Doymak bilmeden, yorulmadan…

Sema abla gelene kadar devam etti sevişmelerimiz… Günlerce… Ayların, yılların verdiği açlığı bir parça gidermeye, dünyadan beğeni almaya çalıştık kendimizce… Karısının hasta yüzüne bakamam zannediyordum, vicdan azabı duyarım diyordum ama öyle olmadı.

İkimiz de seviyorduk onu, kendi çapımızda… Kocasının altına yatarak o aileye, mutluluklarına yardım etmiş oldum ben… Son günlerinde mesut olmalarını sağladım. Pişman değilim.